| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Yazılar arşiv 06.2008 Other entries in 2008-06 resimler , videolar
 
Jun
27
    
EDA | 27 Haziran 2008 12:33 | 0 fav | Etiketler:  

SELAM ARKADAŞLAR

KENDİ BLOGLARIMDA KARŞILIKLI BANNER TAKASI YAPMAK İSTİYORUM

İLGİLENENLER YORUM YAZIP MAİL ADRESLERİNİ BIRAKABİLİRLER.......  



 
Jun
27
    
EDA | 27 Haziran 2008 11:53 | 0 fav | Etiketler:  
Ev dekorasyonu belli kurallara göre yapılmalı. Bu konuda aşağıda derlediğimiz ipuçlarının sizlere faydalı olacağına inanıyoruz.
1. Salon, çocuk odası, bebek odası, genç odası, yemek odası, misafir odası, oturma odası, yatak odası ve benzeri alanlarda mobilya seçimi işlevsellik ve ergonomi ön planda tutularak yapılmalı.
2. Koltuk, kanape, berjer ve benzeri mobilya grupları oda büyüklüğüne göre seçilmeli.
3. Mobilyalarınızı takım halinde almak zorunda değilsiniz, seçiminizi odanın bütünü ile uyum sağlayacak şekilde yapabilirsiniz. Bu mekanınızı daha da özgün kılacaktır. Sandalye modelleri, koltuk takımı ve diğer eşyalar renk ve tarz olarak birbiri ile uyumlu olabilir.
4. Aydınlatma doğru seçilmeli ve gün ışığına yakın olmalıdır. Doğru aydınlatma tablo benzeri ve diğer aksesuarlarınızın ortaya çıkmasına yardımcı olduğu gibi, bulunduğunuz mekanda sıkılmaksızın uzun zaman geçirebilmenize destek olur. Odanız az ışık alıyorsa tavan ile birlikte duvardan da faydalanabilirsiniz.
5. Perde, oturma grubu, sandalye ve diğer mobilya aksesuarlarınızda kumaş seçimini temizlenebilecek tercihler arasında yapın. Özellikle leke tutmayan kumaşlar bu konuda sizlere iyi bir seçenektir.
6. Perde ve mobilyalarda renk seçimini, odanın ışık oranına göre belirleyin. Odanız az ışık alıyorsa açık renkler, aydınlık ise koyu ve canlı renkler tercih edilebilir. Özellikle az ışık alan odalarda, duvar ve zemin rengi açık renklerde tercih edilmeli. Bu sayede mekanınızın geniş görünmesine katkıda bulunursunuz.
7. Çok küçük alanlar için, dekoratif amaçlı ayna kullanımı odanın geniş görünmesine yardımcı olur. Yatay, uzun ve alçak mobilya tercihleri de alanınızın büyük görünmesinde önemli bir etkendir.
8. Alan içinde fazlalık yapan ve rahatsızlık veren eşyalar kaldırılarak mekan kullanışlı hale getirilmeli.
9. Televizyon seyredilen özel bir odanız var ise, doğru karartma ve aydınlatma için iyi bir ışık düzeni ve pencerelerde yeterli örtücülük sağlanmalı.


 
Jun
27
    
EDA | 27 Haziran 2008 11:50 | 0 fav | Etiketler:  




 
Jun
27
    
EDA | 27 Haziran 2008 11:47 | 0 fav | Etiketler:  







 
Jun
24
    
EDA | 24 Haziran 2008 13:41 | 0 fav | Etiketler:  
Kravat nasıl Windsor tipi bağlanır ?
Geniş ve üçgen.
Geniş yakalı gömleklerle en iyi uyumu sağlar.

1. Geniş uç "A" aşağı yukarı 30 cm.
dar ucun "B" aşağısına uzantılmalıdır.
Geniş ucu "A" dar ucun "B" üzerinden
çapraz olarak geçirin. 2. Geniş ucu "A", yaka ile oluşan ilmek
arasından gegeçirip aşağı dogru çekin.
3. Geniş ucu "A" dar ucun "B" altından
sola doğru geçekin ve tekrar ilmekten geçirin. 4. Geniş ucu "A" sol taraftan sağ tarafa
getirin. 5. Geniş ucu "A" tekrar ilmekten geçirin. 6. Geniş ucu "A", ön tarafta oluşan
düğümün içinden aşağı doğru çekin. 7. İki elinizi kullanarak kravatı yakaya
doğru dikkatlice sıkıştırın.




Kravat nasıl yarım Windsor tipi bağlanır ?
Simetrik ve üçgen.
Her türlü gömlekle kullanılabilir.

1. Geniş uç "A" aşağı yukarı 30 cm.
dar ucun "B" aşağısına uzantılmalıdır.
Geniş ucu "A" dar ucun "B" üzerinden
çapraz duruma getirin. 2. Geniş ucu "A", dar ucun "B"
arkasından dolaştırın.
3. Geniş ucu "A" yukarı kalrın. 4. Geniş ucu "A" oluşan ilmekten
geçirip aşağı doğru çekin. 5. Geniş ucu "A" dar ucun "B"
üzerinden sol taraftan sağ
tarafa geçirin. 6. Geniş ucu "A" tekrar yukarı
kaldırın ve ilmekten geçirin. 7. Geniş ucu "A", ön tarafta
oluşan düğümün içinden aşağı
doğru çekin. 8. İki elinizi kullanarak kravatı
yakaya doğru dikkatlice sıkıştırın.






Kravat nasıl Pratt(Shelby) tipi bağlanır ?


1. Kravatı ters çevirerek boynunuzdan
geçirerek başlayın. Geniş ucu "A" dar
ucun "B" altından çapraz duruma getirin. 2. Geniş ucu "A", dar ucun "B"
altında ve sonra üstünden geçirin.
3. ilmeği aşagı doğru çekip sıkıştırın. 4. Geniş ucu "A" üstten sol
tarafa alın.5. Geniş ucu "A" ilmeğin arkasından
yukarı doğru çekin. 6. Geniş ucu "A" düğümün içinden
geçirin ve dikkatlice sıkıştırın.
Geniş uç "A" kemer tokanıza değmelidir.



Kravat nasıl FourInHand tipi bağlanır ?
Dar ve hafif asimetrik.
Standart ilikli düğmeli yakalı takım gömlekleri için mükemmel bağ tipi.

1. Geniş uç "A" aşağı yukarı 30 cm.
dar ucun "B" aşağısına uzantılmalıdır.
Geniş ucu "A" dar ucun "B" üzerinden
çapraz duruma getirin. 2. Geniş ucu "A", dar ucun "B"
arkasından döndürün.
3. Geniş ucu "A" yine dar ucun "B"
üzerinden geçirin. 4. Geniş ucu "A" yukarı çekip
oluşan ilmekten geçirip aşağı
doğru çekin. 5. İşaret parmağınızla ön tarafta
oluşan düğümü gevşekçe tutun ve
Geniş ucu "A" düğümün içinden
geçirip aşağı doğru çekin. 6. İki elinizi kullanarak kravatı
yakaya doğru dar uçtan "B"
tutarak dikkatlice sıkıştırın


 
Jun
24
    
EDA | 24 Haziran 2008 13:38 | 0 fav | Etiketler:  
Bu küçük şirin çuvallarımızı hem evimizi süslemek hem de yakınlarımıza hediye etmek için hazırlayabiliriz.

ÇİÇEKLİ ÇUVAL


Gerekli malzemeler:

20 cm. uzunluğunda ve 8 cm. genişliğinde kesilmiş çuval.
Kuru çiçek.
Nazar boncuğu.
Bir karış uzunluğunda ve ince lame kurdela.
Yapıştırıcı.

Yapılışı

Uzunlamasına ikiye katladığımız çuvalımızı alt kısmını bastırıp iz yapmadan iki yanını birer santim içerden makinada ya da elde dikelim. Elimizle içini dışına çevirelim. Dikişli kısmı içte kalacaktır. çuvalımızın alt kısmından yukarı doğru 6.5 cm. ölçelim ve geri kalan kısmı çuvalımızın içine doğru kıvıralım. İnce lame bir kordon ya da uzun bir çuval ipini ikiye katlayıp bükerek sapımızı oluşturalım. Bir ucuna düğüm atalım. Çuvalımızın ağız kısmının iki yanına gelen dikişli kısımların birine iç kısımdan bir kalem ucu yardımıyla içten dışa doğru bir delik açalım. Düğümlemediğimiz ucu buradan içten dışa doğru geçirelim ve çekelim. Düğüm içeride kalmış olacaktır ve görünmeyecektir. Bu kez yine kalemimizle diğer yandan diştan içe doğru bir delik açarak kordonumuzun ucunu dışarıdan içeriye doğru sokalım ve uzunluk ayarını yaptıktan sonra düğümleyip fazla kısmını keselim.

Lame kurdeladan kaşık süslemesinde yaptığımız gibi fiyonk hazırlayalım ve çuvalımızın bir yüzünü ortalayıp yapıştıralım. Boş olan çuvalımızı renkli kuru çiçeklerle dolduralım.

İşte çuvalımız bitti. Şimdi sevdiğimiz bir kokuyu çiçeklerimizin üzerine sıkıp arabamıza asalım. Ya da evimizin herhangi bir köşesinde kullanalım.

BEREKET TORBASI

Aynen çiçekli çuvalda olduğu gibi çuvalımızı hazırlayalım. Ön yüzünü kurdelamızla süsleyelim. Çuvalımızın içini pamuk ya da selpak kağıdıyla sıkıca dolduralım. Üzerini iki kat selpak kağıdıyla sarıp taşan kısımları çuvalımızın içine dürtelim. Üstte biraz kalan yüksek kısma mutfaklarımızda bulunan mercimek, nohut, makarna, fasulye barbunya fasulyesi gibi çeşitili erzaklar yapıştıralım. Boş yer kalmamasına dikkat edelim. Ve mutfağımıza asalım. Bu torbanın asıldığı yere bereket getirir diye de bir esprisi vardır.

ÇUVAL YELPAZE

10 cm2 bir çuval keselim. Köşelerinden birine kuru çiçeklerimizden küçük bir demet koyup büzelim ve lame kordonla bağlayalım. Bağlarken bir nazar boncuğu ya da orta bor naylon boncuk geçirerek sağlamlaştıralım. Yukarıda kalan iki kenardan 4-5 adet iplik çekelim ve üst kımına çiçekli çuvalda olduğu gibi asılacak sap yapalım. Yelpazemiz hazır. Artık duvara asabiliriz..

Yaptığımız bu minik süslerimizi yakınlarımıza da hediye edebiliriz ya da nikah şekeri olarak hazırlayabiliriz.


 
Jun
24
    
EDA | 24 Haziran 2008 11:37 | 0 fav | Etiketler:  
Eğer bu sabah sağ olarak uyanmışsanız, dün ölen iki yüz bin insandan daha şanslısınız.

Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmışsanız, şu anda hasta olan 1 milyar insandan daha şanslısınız.

Bir harp tehlikesi ile işkence görmek ihtimali ile karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha rahatsınız.

Kilerinizde veya buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokacak bir eviniz varsa, dünyadaki 3 milyar insandan daha zenginsiniz.

Cebinizde veya bankada paranız varsa, dünyanın en imtiyazlı olan 1 milyar insanı arasındasınız.

Bu yazıyı okuyabiliyorsanız, okuma yazma bilmeyen 2 milyar insandan biri değilsiniz.
Anneniz babanız sağ ise ve boşanmamışlarsa, eşiniz ve çocuklarınızla(varsa) mesut bir aileyseniz, siz dünyadaki nadir insanlardan birisiniz.



O halde ne duruyorsunuz, halinize şükredin!..


 
Jun
24
    
EDA | 24 Haziran 2008 11:35 | 0 fav | Etiketler:  
NEFES ALMANIN, yaşamın tek şartı olduğu her yerde insanlar birbirlerine televizyonda izledikleri diziyi anlatarak güne ait yapılacak işlerine başlıyorlar. Öyle kritikler yapıyorlar ki, sanırsınız senaryonun bir ucundan onlar tutuyor.

Herkesin favorisi ayrı. Sorsanız aslında, hiç kimse çok televizyon izlemiyor, ama sadece falan diziye takılıyor. Günlerin dizilere endekslendiğini, misafirlikleri n bile ona göre ayarlandığını duyunca insanın hayreti bir kat daha artıyor. Bir arkadaşımın ‘kendi gününde ve saatinde’ sloganıyla tanıtılan bir diziye yetişmek için çektiği sıkıntıyı görünce hem çok şaşırmış, hem de üzülmüştüm. Yaşadığı sınırlı zaman diliminde önem verdiği şeylerden biriydi sanal bir kahramanın yaptıkları. “Dostların yokluğu gurbettir” diyor Hz Ali. Sanırım kendisini vefasızların attığı gurbette acısını böyle dindiriyordu.

Televizyon dizilerinin yayınlandığı günlere bakıldığında, komşularımızı ya da akrabalarımızı ziyaret etmeye aslında hiç de vaktimiz yok. Çünkü her günün en değerli zamanını parsellemiş, izlenme rekorları kıran ve hayatımızın vazgeçilmezi olan bir dizi var.

Senaryodan fırlayıp, evlerimize misafir ettiğimiz sahte kahramanların çektikleri acılara üzülüp, sevinçleriyle gizliden gizliye biz de mutlu oluyoruz. Yaşadıkları hayatlarla dünyamıza o kadar rahat giriyorlar ki, bir müddet sonra aileden birileri oluyorlar. Hiç farkına varmadan onlar gibi olmaya başlıyoruz zamanla.

Belki de bir hafta boyunca dizinin final sahnesi üzerinden önümüzdeki haftanın bölümünü kurtarmaya çalışıyoruz. Artık dizileri o kadar kanıksadık ki, kendi hayatımızı da diziler gibi yaşamaya başladık.

Kurgulanmış hayatlar üzerinden kendimizi ifade ederken yaşadığımız gerçek dünya ile kendimize biçtiğimiz roller karıştığından, birbirinin kopyası sönük hayatlar yaşanıyor gözümüzün önünde.

Farklılıkların giderek azaldığı dünyamızda, insanların hal ve hareketlerini iyi incelediğimizde, kimin neyin izleyicisi olduğunu tahmin etmekte zorlanmıyoruz. Hayatımız adına dizilerin en büyük zararı, herkesin aynı konuda hep aynı şeyleri düşünmesini sağlamasıdır.

Bahardaki renk cümbüşü kadar canlı olması gereken insan zihninin, tektipleştiğini görüyoruz. Dünyayı dizilerin penceresinden izlemeye başladığımızdan beri en adi bayağılılıklar bile gözümüzde normalleşiyor ve normalleştiği ölçüde de hayatımızda yerini almaya başlıyor.

Çocuklarımızın yetişmesini de yoğun iş temposundan dolayı televizyona endekslediğimiz, çok acı bir vakıa olarak ortada. Artık aileler oturup birbirleriyle dayanışma içerisinde paylaşacakları zamanları, hangi dizinin izleneceği üzerinden didişerek geçiriyor.

Dünyaya imtihan edilmek için gönderilen bizler için yaratılış gayemize göre fıtratımızı inşa etmek zahmetine katlanmak zor geliyor. Düşünmenin vereceği sıkıntıların sonunda ulaşacağımız huzur, dünyada herşeyden tatlıdır oysa. Peygamber Efendimiz “Bir saatlik tefekkür bin yıllık ibadetten hayırlıdır” buyuruyor. Namazlarımızı modern zamanların verdiği iç huzurla Cuma namazı üzerinden eda ederken, Müslüman olmanın farklılığını ortaya koyamıyoruz.

Kur’an bize, Hz. İbrahim’in kendisini aramasını misal verirken aslında tefekkürün hikmetini anlatmakta. Tefekkür insan ruhunun gıdası, aklının dar koridorlarda yolunu kaybetmemesi için mihenk taşıdır.

Vahyin geldiği ilk günlerde çöl ortasında yaşamını sürdürmeye çalışanların dünya adına maruz kaldıkları imtihan ile günümüz insanının maruz kaldığı imtihan gözönüne alındığında, aklın uğradığı duraklarda kaybolmaması için tefekküre zaman ayırmalıyız.

Bu konuda Bediüzzaman’dan yaptığımız alıntıya yer verelim:



“Ey gözleri sağlam ve kalbleri kör olmayan insanlar! Bakınız, insan âleminde iki daire ve iki levha vardır:
Birinci daire: rububiyet dairesidir.

İkinci daire: ubudiyet dairesidir.

Birinci levha: hüsn-ü san'attır.

İkinci levha: tefekkür ve istihsandır.

Bu iki daireyle iki levha arasındaki münasebete bakınız ki, ubudiyet dairesi bütün kuvvetiyle rububiyet dairesi hesabına çalışıyor. Tefekkür, teşekkür, istihsan levhası da bütün işaretleriyle hüsn-ü san'at ve nimet levhasına bakıyor.

Bu hakikati gözünle gördükten sonra, rububiyet ve ubudiyet dairelerinin reisleri arasında en büyük bir münasebetin bulunmamasına aklınca imkân var mıdır? Ve Sâniin makãsıdına kemâl-i ihlâsla hizmet eden ubudiyet reisinin Sâni ile azîm bir münasebeti ve kavî bir intisabı ve o intisapla her iki daire reisleri arasında bir muârefe ve mükâleme ve alışverişin olmamasına ihtimal var mıdır? Öyleyse, bilbedâhe tahakkuk etti ki, ubudiyet reisi, rububiyetin has, mahbub ve makbulüdür. (Mesnevî-i Nuriye, 12. Reşha)



Günlerini hizmet eksenli geçirmeye çalışanların da program yorgunu olmaları ehlinin malumudur. Bu kadar yoğunlukta kâinat kitabını bile okumanın lüks sayıldığı zaman dilimlerinde yaşıyoruz. Ehl-i dünya ile ehl-i İslam arasındaki makasın da giderek kapandığı düşünüldüğünde, tefekkürün bizim için ne kadar lazım olduğu ortada.

Tefekkürden nasibimizi almadığımızda olsa gerek, Müslüman olmamıza rağmen, merhamet etmeyi bile unutmuşuz. Bizimle yola çıkanlar işimize yaradığı sürece kullanılan makine parçalarından farksız. Farklılıkları önemsemediğimizden yorulana yardım etmekten çok tasfiye etme derdindeyiz.

Gelin dünyaya neden geldiğimizi yeniden düşünmek için birkaç gün televizyonlarımıza veda edelim. Gerisi nasıl olsa gelir. Ne kadar tatlı bir aileniz ve çocuğunuz olduğunun farkına vardıktan sonra, onları size hediye edenin ne dediğine daha kolay kulak verebilirsiniz .


Ali Dedeoğlu


 
Jun
24
    
EDA | 24 Haziran 2008 11:21 | 0 fav | Etiketler:  

Alanya, Akdeniz kıyı şeridinde, Antalya'nın 135 km. uzağındaki popüler bir tatil merkezi... Plajları, outdoor ve spor olanakları ve sıcak iklimi ile gözde bir ilçe. En çok ilgi gören yerleri arasında; astım hastalığına iyi geldiği söylenen Damlataş Mağarası, Kızıl Kule'nin yanındaki Beş Gözlü Tersane ve yanındaki Osmanlı devrinden kalma Tophane bulunuyor. Alanya Kalesi'nde durup bir baktığınızda, kentin bütün ihtişamını gözleyebilirsiniz. İlginç kuş türleriyle ve zengin bitki örtüsüyle doğanın da iltimas geçtiği bu ilçe, tarih boyunca paylaşılamamış. Bugün ise, bütün o güzelliklerin tadını çıkarmak, az bilinenleri tekrardan keşfe çıkmak kalmış bize.

Ulaşım

Antalya'nın 135 km. doğusunda bulunan Alanya'nın İstanbul, Ankara ve İzmir'e doğrudan otobüs bağlantısı bulunuyor. Alanya'ya ulaşım için belli başlı otobüs firmalarını tercih edebilirsiniz. Eğer doğrudan otobüs seferlerinden yararlanamıyorsanız, Antalya'dan Alanya'ya ulaşım oldukça kolay. Antalya'dan, Manavgat üzerinden yaklaşık bir saat süren bir yolculukla Alanya'ya ulaşılıyor. Alanya, Antalya Havaalanı'na ise 130 kilometre uzaklıkta. Havaalanından da kolay ulaşım için Antalya-Alanya arası sefer yapan otobüsler bulunuyor.

Alanya'ya denizyolculuğu yapmak ise tam bir keyif işi. Yaz mevsiminde, Alanya limanına demir atmak isteyen
pek çok yat sahibi var.

Nerede Ne Var ?

Alanya"da görmeye değer pek çok yer var. Plajlar, alışveriş merkezleri, restoranlar gün boyu sizi hareketli tutuyor. Tarihi binalar ve antik yerleşim merkezleri sıkça ziyaret ediliyor. Kente 20 km. kadar uzak olan "Leatres", kilise, hamam ve tapınak kalıntılarıyla üstsüte kurulmuş uygarlıkların öykülerini anlatıyor. Alanya"ya 30 km. olan "Lotape" liman kenti, doğal limanı ve hakkında üretilmiş efsaneleriyle ünlü. Kral Antiaküs"ün karısının adını taşıyan kent, Roma döneminden kalıntılar taşıyor. "Syedra" ise Kargıcak Köyü civarında. Alanya"dan Mahmutlar dolmuşuyla on dakikada ulaşabilirsiniz. Kale, agora ve tapınak kalıntıları görülüyor. Bir tepenin üzerine kurulmuş bu kenti görmek için bir parça yürümeyi göze almanız gerek. Patikadan yukarı çıkmaya niyetliyseniz, rahat spor ayakkabılarınızı giymenizi öneriyoruz. Alanya"da Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan mimari şaheserler var." Alanya Kalesi", "Kızıl Kule", "Sarapsa" ve "Alara Han" bunların başlıcaları. 33 metre yüksekliğindeki Kızıl Kule, Alanya"nın simgelerinden biri. Kızıl Kule"nin güneyindeki Selçuklu Tersanesi ise 1228 yılında yapılmıştır. Alanya deyince mağaralardan söz etmemek olmaz. Hasbahçe Mağarası, Dim Mağarası, Damlataş Mağarası, Fosforlu Mağara, Aşıklar Mağarası ve Korsanlar Mağarası ayrı ayrı yönlerden ilgi çekici. Hasbahçe Mağarası, Dim Mağarası, Damlataş Mağarası şaşırtıcı oluşumları ile ilgi çekiyor. Tekne turlarıyla gezilen Fosforlu Mağara, Aşıklar Mağarası ve Korsanlar Mağarası ise çeşitli öykülere konu olmuş. Alanya"ya yirmi dakika uzaklıktaki Gazipaşa"da yer alan Korsanlar Mağarası, Pamfilyalı korsanları gizlemiş bir zamanlar. Gazipaşa, balık yemekleriyle de ünlü. Atatürk Evi ve Müzesi, Alanya Müzesi ise Azaklar Sokak"ta, ziyarete açık.


Gece Hayatı

Alanya yazları son derece hareketli bir eğlence hayatına sahip. Gece mekânları genellikle İskele Caddesi, Atatürk Caddesi, Dimçayı ve Gazipaşa bölgelerinde yoğunluk gösteriyor.İskele Caddesi üzerinde James Dean, Zape Han, Koloni, Gazipaşa Caddesi"ndeyse Club 13 ve Club Manhattan önerebileceğimz yerler arasında. Bunlar dışında eğlenmek için otellerin barlarını da tercih listenize eklemeyi ihmal etmeyin.

 



 
Jun
23
    
EDA | 23 Haziran 2008 19:34 | 0 fav | Etiketler: